28 KASIM 2017
Öncelikle Tükettiğimizi, Üretmeliyiz…
1- Demir-Çelik sektörünün durumunu, büyüklüğünü, gelişimini değerlendirir misiniz? Demir-çelik sektöründe küresel trend nereye gidiyor? Türkiye, bu süreçte nerede duruyor? 

Çinlilerin deyimiyle “sanayinin ekmeği olan çelik”, daha uzun yıllar önemini muhafaza etmeye devam edecek. Güncel bir örnek olarak, yeni nesil binek araçlarda çelik kullanımında da artış sözkonusu, bilinenin aksine. Örneğin gelecek yıl piyasaya çıkacak Audi A8 modelinin gövdesinin %40’ı yüksek mukavemetli çelikten imal edilecek, 2009’da piyasaya çıkan ilk modelde bu oran yalnızca %8 idi. 

Dünyada 1,6 milyar ton fiili üretim ve 700 milyon tonluk bir fazla kapasite de sözkonusu. Toplam üretimin yarısından fazlasını Çin yapmakta, son 15 yıldaki inanılmaz yatırımları sonucunda. Çin’i: Japonya, Hindistan, ABD, Rusya, G.Kore ve Almanya takip etmekte. Çin harici bu altı ülkenin toplam üretimi ise yıllık 460 milyon ton.

Ülkemiz ise, 52 milyon ton kurulu kapasite ve 33 milyon tonu aşan fiili üretimiyle, dünyada 8., Avrupa’da ise 2. sırada yeralmakta. 

Aslında dünya çelik sektörü, Çin’in şoför koltuğunda oturduğu bir otobüse benziyor. Çin hapşırınca, diğer ülkeler nezle oluyor. Bu yıl içinde Çin’de, bilinenin dışında bazı gelişmeler meydana geldi:
 
-Tarihinde ilk defa Çin, hurda ihraç etti. %40 ihraç vergisine rağmen, nispeten düşük miktarlarda dahi olsa, yakın bölgesine yapılan hurda ihracatı, dikkatle takip edilmesi gereken bir husus.

-Üretimin %95’inin cevher ve kömüre dayalı olduğu ülkede, hurda kullanılarak üretim yapılan elektrik ark ocaklı tesislerin sayısı ve kapasitesi de artmaya başladı.

-Yılda 30 milyon ton çelik üretim kapasitesine sahip tek bir yerleşkedeki “mega çelik tesisi”, üretime başladı. Bugüne kadar dünyada eşine rastlanmayan bu üretim ölçeği, gelecek yıllarda olacakların habercisi gibi.

-Devlete ait Baosteel ve Wuhan firmalarının birleştirilmesiyle, Baowu adında dünyanın en büyük kapasiteli 2. şirketi kuruldu. Yakında başka konsolidasyonlarla, 100 milyon tonu aşan kapasitesiyle dünyanın en büyük çelik üreticisinin bir Çin’li firma olması beklenmekte. Zira Çin devletinin açıkladığı güncel konsolidasyon planına göre; 2020 yılında, ilk 10 şirketin Çin toplam üretiminin yüzde 70’ini gerçekleştirmesi hedeflenmiş durumda.

Bu süreçte ülkemizde de, çok uzun zamandır yaşanmayan bir gelişme gözlendi: Dünyanın en büyük 2. üreticisi ve ihracatçısı olduğumuz inşaat çeliğinde, İtalya’dan ülkemize ithalat gerçekleşti. Aslında Kuzey Afrika için üretilen ancak azalan kota nedeniyle elde kalan inşaat çeliği, ülkemizde yerleşik çeşitli tüccarlar tarafından ithal edildi. Yılda 20 milyon tona yakın üretimi yapılan ve en az 8 milyon tonu, dünyanın 150 ülkesine satılan inşaat çeliğinde yaşanan bu durum, birçok açıdan irdelenmeyi hakediyor. 

2- Sektörün 2016 yılı ve 2017’nin ilk yarısında sergilediği performansı değerlendirir misiniz? Üretim kapasitesi, ciro, büyüme oranı, ihracat, ithalat, yaklaşık istihdam gibi elinizde bulunan rakamsal verileri paylaşabilir misiniz? Sektöre ait son beş yıllık ithalat-ihracat ve üretim verilerini paylaşabilir misiniz?

Geçen yıl sonları ve özellikle bu yıl, sektörümüzün 2014-2016 döneminde yaşadığı ciddi sıkıntılardan kurtulması ve nispeten kayıplarını telafi etmesi adına pozitif gelişmelere sahne olmakta. Bahse konu dönemde, özellikle Çin’in agresif ihracat politikalarının tüm dünyada neden olduğu türbülanstan, en fazla etkilenen ülkelerden birisi Türkiye olmuştu. Hammaddede dünyaya bağımlı ve üretiminin yarısından fazlasını ihraç etmek zorunda olmamız, hurda ağırlıklı üretimin maliyet dezavantajları, üretimin yarısının en düşük fiyatlı inşaat çeliği olması ve benzeri sebeplerle sıkıntı yaşayan sektör, Çin’in kendi iç piyasasında kalmasının da etkisiyle, biraz rahat etmiş ve nefes almış durumda, bu da rakamlara yansımakta. Bu yılın 9 aylık döneminde, ham çelik üretimi %13.5 oranında artışla, 27.7 milyon tona çıktı. Bu artış, elektrik ark ocaklı tesislerde %19, zaten full kapasiteye yakın çalışan entegre tesislerde ise, %3 oranında gerçekleşti.

3-  Bu yıla ilişkin sektörün üretim, büyüme, ihracat, satış konularındaki hedef ve beklentilerini bizimle paylaşır mısınız? (Rakamsal verilerle açıklar mısınız?)

Çin kaynaklı girdi maliyetlerindeki artışlar, biraz kaygı oluştursa da; yılbaşından bugüne kadar yaşanan iyimser havanın ve üretim artışlarının, yılın geri kalanında da nispeten devam edeceği öngörülmekte. 

4- Dış pazarlar ve ihracat hakkında bilgi verir misiniz? Son dönemde ihracatta bir gerileme gözleniyor. Bunun temel nedenleri nelerdir? Yeni dönemde nasıl bir seyir bekleniyor? 


Alınan ticaret önlemleri ve yüksek iç büyümenin etkisiyle Çin’in, son 3 yılın aksine, agresif ihracat politikasından vazgeçip/vazgeçmek zorunda kalıp iç piyasaya yönelmesiyle, ihraç pazarlarında yaşanan pozitif havadan Türk çelik üreticileri de, olabildiğince istifade etmekte. Geleneksel pazarlarının yanında, Çin’in hemen yanıbaşındaki ülkelere dahi yapılan ihracat, yüzleri güldürdü. 

1 Ocak-15 Ekim 2017 tarihleri arasında Ülkemizden yapılan 13.8 milyon tonluk ihracatı, ürünler bazında değerlendirdiğimizde; bazı yeni gelişmelere tanık olmaktayız:

-Toplam ihracatın yaklaşık %40’ını oluşturan inşaat çeliği ihracatında, %20’leri aşan oranda bir gerileme sözkonusu. ABD tarafından uygulamaya konan vergiler, geleneksel pazarlarımız olan Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yerleşik tesislerin kapasite artışları ve daha da önemlisi yeni tesislerin kurulması, yılın ilk yarısında ekonomik gerekçelerle 0.5 milyon tonluk kütük ihracatı ile ark ocaklı 3 büyük tesisin yassı üretimine ağırlık vermesini not etmek gerekiyor.

-Son yıllarda yassı ürünler tarafında yapılan yatırımların devreye girmesiyle: sıcak, soğuk ve kaplamalı yassı ürünlerin ihracatı, 1 milyon tonu aşan bir artışla 3 milyon tona ulaşmıştır.

-Benzeri şekilde, birçok üreticinin filmaşine yaptığı yatırımlar da meyvesini vermeye başlamış, filmaşin ihracatı 1 milyon tonu aşmıştır. 

Özelikle ürün fiyatlarında yaşanan iyileşmeler, ihracat gelirinde %24’lük bir artışa ve böylece 8.7 milyar dolarlık bir gelirin elde edilmesine imkan vermiştir.    
   
5- Dünya ve Avrupa’da sektörün durumu nedir? Türkiye’nin önde gelen üreticilerle rekabeti nasıl sağlanabilir? Dünya ile kıyasladığımızda Türkiye’nin demir-çelik pazarındaki yeri nedir?

Dünyada çelik tüketiminde bu yıl yaşanan artışların, gelecek yıl da yavaşlamakla birlikte devam edeceği beklentisi, iyimser bir havaya neden olmakta. Küresel çelik talebinde hafif ama devamlı bir büyüme öngörülmekte.

Satınalma ve şirket evlilikleri açısından Avrupa, hareketli bir yıl geçirmekte. Avrupa’nın en büyük yassı çelik üreticisi olan ve çevresel sorunlar nedeniyle uzun zamandır zor günler geçiren İtalyan çelik devi Ilva, nihayet ArcelorMittal ve Marcegaglia konsorsiyumu tarafından satın alındı. Bir başka önemli gelişme ise, Alman Thyssenkrupp ile Hintli Tata Steel’in Avrupa operasyonlarını birleştirme kararı oldu. Bu kararlar, dünyanın önemli çelik tüketicisi konumundaki AB bölgesinin, Çin ve diğer ülkelerle rekabetinde önemli etkilere sahip olacak gibi gözüküyor.

Dünya çelik sektöründe önemli bir oyuncu olan ülkemizin, yaşanan gelişmelerden etkilenmemesi beklenemez. 

7- Türkiye’de çelikte katma değeri artırmaya yönelik yatırımları yeterli buluyor musunuz? Sektörün gelişimi açısından neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Dünyanın ilk 10 çelik üreticisi ve tüketicisi içerisinde yer alan ülkemizde, 2023 hedeflerine paralel olarak yapılan planlamaların gözden geçirilmesi gerekiyor. Hurdaya bağımlılığı azaltıcı teknolojik tedbirlerin uygulamaya konması, maliyetleri azaltan üretim pratiklerinin devreye alınması, enerji geri kazanımı, birbirinin tekrarı olan yatırımlardan kaçınılması, üretim üzerindeki suni yüklerin Devlet tarafından kaldırılması, müşteri talep ve beklentilerini karşılayan ürünlerin üretilmesi gibi hususlar ön plana çıkmakta. 

Burada altının önemle çizilmesi gereken bir hususta, ülkemizde tüketilen ancak halihazırda tamamen yada kısmen üretil(e)meyen çeliklerin üretimine yönelik planlama ve yatırımlara ihtiyaç olduğudur. Paslanmaz çelik, takım çeliği, zırh çeliği, denizaltı çeliği, petrol boru çeliği, aşınmaya dayanıklı çelik, çok yüksek mukavemetli çelik, kalıp çeliği, elektrik çeliği ve krojenik çelik gibi katma değeri yüksek/çok yüksek birçok kaliteli çelik türünün üretimi gerçekleştirilememektedir. Özellikle savunma sanayisinde kullanılan çeliklerin üretimi, yaşanan siyasal ve konjonktürel gelişmeler dikkate alındığında, daha da kritik hale gelmektedir.  Bu alanda yapılacak yatırımlar ile iç piyasadaki ihtiyaç karşılanıp ithalat azaltılırken; aynı zamanda yapılacak ihracat ile, dış ticaret açığının azaltılmasına da olumlu katkılar sağlanacaktır.  

8- Sektörün şu anda başlıca gündem maddesi nedir? Önemli sıkıntı ve problemler ile bu sorunların çözümüne ilişkin öneri ve beklentilerinizi aktarır mısınız?

Bu yılın ikinci çeyreğinden itibaren daha da belirgin hale gelen elektrod, refrakter ve ferro-alyaj gibi temel girdi fiyatlarında yaşanan önemli artışlar ve özellikle elektrod temininde yaşanan ve birkaç yıl daha sürmesi beklenen tedarik sıkıntısı, sektörün temel gündemini teşkil etmekte. Maliyet artışlarının ürün fiyatlarına ne kadar yansıtılabileceğini ise, önümüzdeki süreçte göreceğiz.

9- Eklemek istedikleriniz?

Ülke sanayisinin belkemiğini oluşturan ana sektörlerden olan demir-çelik endüstrimizin daha da gelişmesi adına, birçok hususu yeninde değerlendirmekte fayda var. 

Devletimiz, proje bazlı bir teşvik sistemini uygulamaya koydu. Bu sistemde, metalurji sektörü de var. Sektörümüzün yapısal ve teknolojik dönüşümü için dile getirilen konsolidasyon ve yeni yatırımlar, bu sistem altında realize edilebilir. Dolayısıyla sektörün ortak menfaatleri yararına sonuçların elde edilmesi gerekli, bir şirket yararına değil.

Sektörümüzün imajını yükseltmeliyiz. Çünkü sektör imajının ne kadar kırılgan olduğunu, yakın zamandaki inşaat çeliği tartışmasında net bir şekilde bir defa daha gördük.

Sektörümüzün rekabet öncesi işbirliği mekanizmaları olarak dernekleri ve teknik hizmet birimleri, maddi imkanlar ve personel noktasında yeteri düzeyde değil. Yoğunlaşılması gereken önemli alanlardan birisi de, şüphesiz bu konu.

Sektörümüzün bir teknik envanteri yok. Hangi firma hangi tesislere sahip? Hangi çelik ithal ediliyor, niye ithal ediliyor? Detayları ve işe yarar bilgileri içerecek şekilde istatistiki bilgi yok. Bu envanteri ortaya çıkarmak için çalışmalar yürütülmesi gerekiyor.

Sektörün yurtdışına bağımlı olduğu akredite test ve analiz hizmetleri konusunda, Çelik İhracatçıları Birliği’nce kurulan MATİL A.Ş., Çelik Test ve Araştırma Merkezi’ni geliştirerek çok başarılı ve örnek bir çalışma ortaya koydu ve bağımlılığı ortadan kaldırdı. MATİL A.Ş., finansal zorluklara rağmen; önemli teknik çalışmaları yürütmeye gayret ediyor. 

Sektörümüzün toplantılarında dahi Ar-Ge, Ür-ge ve inovasyon gündeme gelmiyor ki, bu konuda olması gereken çalışmalar yapılabilsin. Herşeye rağmen, MATİL A.Ş. bu işlerle de uğraşıyor. 

Özetle, Sektörümüzün sürdürülebilir geleceği için: sivil toplum kuruluşlarını, rekabet öncesi işbirliği mekanizmalarını, Ar-Ge ve inovasyonu, mesleki ve teknik eğitimi öncelememiz ve günlük iş planlarımıza dahil etmek durumundayız.

Kaynak: Dünya Gazetesi, Demir-Çelik Eki (27.11.2017)

DİĞER HABERLER